Suriye, yıllardır süregelen iç savaşın ortasında, özellikle son dönemlerde YPG (Yekîneyên Parastina Gel - Halk Koruma Birlikleri) ile Suriye ordusu arasındaki çatışmalarla yeniden dünyanın gündemine oturdu. Bu durum, bölgedeki siyasi dinamikleri ve güvenlik dengelerini derinden etkiliyor. YPG’nin ABD’nin desteğiyle güçlendiği dönemlerden bu yana, Suriye ordusu ile YPG arasında gerginlik sürekli bir artış göstermiştir. Bu çatışmalar, hem Suriye'nin iç yapısını hem de uluslararası ilişkileri şekillendiren önemli etkenler arasında yer almaktadır.
Suriye ordusu, YPG'nin kontrol ettiği bölgelere karşı gerçekleştirdiği operasyonları son derece ciddiye alıyor. Bu operasyonlar, özellikle Menbiç ve Rakka gibi stratejik noktalarda yoğunlaşmakta. Suriye hükümeti, YPG’nin sadece yerel bir güç olmadığını, aynı zamanda uluslararası aktörlerin de desteğiyle bir tehdit unsuru haline geldiğini savunuyor. Çatışmalar, YPG'nin bölgede sürdürdüğü otonomi mücadelesinin yanı sıra, Suriye ordusunun toprak bütünlüğünü sağlama çabalarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Bu operasyonlar sırasında yapılan hava saldırıları ve kara harekâtları, hem sivillerin hem de YPG milislerinin kayıplarına neden olmakta, bu durum da Suriye'deki insan hakları ihlalleri ile ilgili tartışmaları yeniden gündeme getiriyor.
Suriye ordusunun YPG’ye karşı yürüttüğü mücadele, yalnızca yerel bir çatışma olarak kalmıyor; aynı zamanda uluslararası diplomasi sahnesinde de yankı buluyor. ABD’nin YPG’yi desteklemesi, Rusya ve İran’ın Suriye hükümetine olan desteği ile birleşince, bölgedeki güç dengeleri sürekli değişkenlik gösteriyor. Bu durum, hem Türkiye’nin hem de diğer bölge ülkelerinin Suriye toprakları üzerindeki etkisini artırma çabalari ile birleşince, çatışmaların uluslararası alandaki sonucunun ne olacağı belirsizliğini koruyor. Türkiye'nin, YPG'yi terör örgütü olarak görmesi ve sınır güvenliği endişeleri, Suriye ordusuyla YPG arasındaki çatışmaların daha da derinleşmesine neden olabiliyor. Bu çelişkili ilişkiler, bölgenin geleceğini belirleyen en önemli dinamiklerden biri haline geliyor.
Çatışmaların yoğunlaştığı bu dönemde, bölgedeki siyasi aktörlerin YPG’ye karşı ne tür bir strateji geliştireceği merak konusu. Önümüzdeki günlerde bölgedeki gerilim dinamiklerinin nasıl bir seyre gireceği ve bu çatışmaların Suriye’nin genel iç politikası üzerindeki etkileri, uluslararası kamuoyunun dikkatle takip ettiği konular arasında yer alıyor. Suriye’nin yeniden inşa sürecinde, YPG ve Suriye ordusunun çatışmalarının yarattığı tahribat, sadece askeri anlamda değil, insani anlamda da büyük sonuçlar doğurabilir. Gelişmeler, barış süreçleri ve diplomatik girişimler açısından kritik bir dönemeci temsil ediyor.
Sonuç olarak, Suriye'deki YPG ve Suriye ordusu arasındaki çatışmalar, sadece yerel bir sorun değil; aynı zamanda bölgesel ve uluslararası bir krizin parçası olarak dönüşüyor. Savaşın seyrine ait belirsizlikler, hem Suriyeliler hem de bölgeyi yönlendiren güçler açısından büyük riskler taşıyor. Uluslararası toplum, bu çatışmaların sona ermesi ve kalıcı bir barış ortamının sağlanması için harekete geçmeli, aksi takdirde bölgedeki hali hazırdaki insani kriz daha da derinleşme riski taşıyor.