Kadın cinayetleri ülkemizin kanayan yaralarından biri olmaya devam ediyor. Son olarak yaşanan acı olay, evli olduğu adamdan gördüğü şiddetten kaçmaya çalışan bir kadının hayatına mal oldu. Çoğu bireyin hakları için sesini yükselttiği bu katliamlar, her geçen gün artmaktadır. İşte, dayaktan bıkan ve boşanmak isteyen bir kadının trajik hikayesi.
Özellikle evli kadınlar, toplumumuzda bir tabu olan aile içi şiddetle mücadele etmek durumunda kalıyor. İşte bu kadınlardan biri de 32 yaşındaki Selin. Selin, genç yaşta evlendiği eşi tarafından sürekli fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldı. Düğün günü başlayan, zamanla katlanarak artan bu şiddet, Selin'in hayatta kalma mücadelesini zorlaştırdı. Selin, boşanmak için adım attığında, bu süreçte yaşadığı zorluklar belki de çoğu kadının hikayesini yansıtır nitelikteydi.
Selin’in eşi tarafından uygulanan şiddet, ilk başta fiziksel bir darp olarak başladı. Ancak zamanla bu durum teslimiyet yerine direniş göstermeye karar veren Selin’in hayatını karartacak bir hal aldı. Kaygı verici bir durum olan "aile içi şiddet", birçok kadının panik ataklar yaşamasına ve sosyal yaşamdan uzaklaşmasına neden olurken, Selin de boşanmak için ayrılma kararı aldı.
Boşanmak istediğini açıkladığında, Selin’in eşi tepkisini anında ortaya koydu. Şiddet ve tehdit dolu bir süreç başlamıştı. Sadece fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da etkileyen bu dayaklar, Selin’i derin bir çaresizliğe sürükledi. Selin, bu durum karşısında kendini yalnızlıkla baş başa hissetti; kimseye açılamadı. Gördüğü şiddeti anlatmamış olmanın ağırlığı ile yalnızlaşan Selin, nihayetinde içinde yaşadığı bu kabusu sonlandırmaya karar verdi.
Ne yazık ki, bir yerden sonra içinin karanlığı, hayatına son vermesine neden oldu. Selin, boşanmak istediği için eşi tarafından öldürüldü. İşkenceler dolu bir yaşamda, savunmasız bırakılan kadınların yaşadıkları, toplumumuzda hala insanları derinden etkileyen bir olaydır. Bu tür olaylar, kadınların yaşam haklarının hiçe sayılması anlamına gelirken, aynı zamanda bir toplumsal sorun haline gelmiştir.
Selin gibi kadınlar, sadece fiziksel şiddetle değil, ekonomik ve sosyal açıdan da sürekli bir baskı altındadır. Boşanmanın getirdiği maddi yükümlülükler, aynı zamanda sosyal izolasyonla birleşince, bu kadınların kendilerini savunma şanslarını da yok etmektedir. Boşanmak istemek, tüm bu baskılarla birleştiğinde, hayatlarını kaybetmelerine neden olabilecek bir durum haline gelmektedir. İşte tam bu noktada, toplum olarak daha fazla ses çıkarmak ve önlem almak zorundayız.
Hepimizin görevi, özgürlük arayışındaki kadınlara destek olmaktır. Selin’in trajik ölümü, hepimizi harekete geçirecek bir kırılma noktası olmalıdır. Boşanmak isteyen ya da boşanma sürecinde olan kadınların sesi olmalı, onlara destek olmalıyız. Her kadının, özgürce yaşamaya ve kendini korumaya hakkı vardır. Bu ve benzeri olayların yaşanmaması için hem bireysel hem de toplumsal düzeyde daha fazla önlem alınması gerektiği unutulmamalıdır.
Sonuç olarak, kadın cinayetlerinin ve aile içi şiddetin sona ermesi için mücadele etmeli, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamalı ve kadınların sesini duyurmasına yönelik alanlar yaratmalıyız. Selin’in hikayesi, belki de birçok kadının yaşadığı bir gerçek, ancak bizler bu gerçeği değiştirmek için adım atmalıyız. Sadece bir istatistik değil, her bir kayıp, içindeki acıyı hissetmemiz gereken bir trajedidir.